Kubbealtı Kursları Başlıyor
Lütfen Bekleyiniz...

MAHZUR

(ﻣﺤﺬﻭﺭ) i. (Ar. ḥaẕer “korkmak, sakınmak”tan maḥẕūr) Sakınılacak, çekinilecek şey, sakınca, engel, mâni: Engin olmayınca deryâda yatmazlar, kānun değildir, mahzûru vardır (Kâtip Çelebi’den Seç.). Bütün mahzurlarını hesap ediyordum (Peyâmi Safâ). Yirminci asrın laik ve ciddî bir münevverine açılmakta mahzur yoktur (Refik H. Karay).
ѻ Mahzur görmek: Sakıncalı bulmak: Târih, sana ancak müverrihlerin işâada mahzur görmedikleri şeyleri haber verir (Cenap Şahâbeddin).
● Mahzûrat (ﻣﺤﺬﻭﺭﺍﺕ) i. (Ar. çoğul eki -āt ile) Çekinilecek, sakınılacak şeyler, mahzurlar, sakıncalar: Meknûnat ve muhaddirat aksâmında nice mahzûrat vardır ki tafsîli lâzımdır (Âlî Mustafa Efendi).

Kubbealtı Mûsikî Dersleri Başlıyor!

Side Banner