ECİL –

ECL (ﺍﺟﻞ) edat. (Ar. ecl) Arapça’da “sebep” anlamına gelen kelime dilimizde Ecilden ve Li-ecli… söyleyişlerinde geçer: “Bu ecilden: Bu sebepten.” İşte bu ecilden fâhişe takımını da zayıf tarafından avlamak lâzım geldiği için devre çıkmış hekimlerin kırk göz tâbir ettikleri eczâ sandığı misillü birkaç çekmeceli ufak sandık yaparak isim ve resimleriyle doldurdum (Temâşâ-yı Dünyâ). “O ecilden: O sebepten.” “Li-ecli’l-ârıza: Ârıza sebebiyle.” “Li-ecli’l-maslaha: İş için.” “Li-ecli’ş-şehâde: Şâhitlik etmek için.” “Li-ecli’t-tahsil: Öğrenim için.” “Li-ecli’t-teftiş: Teftiş sebebiyle.”

ECİLLE

(ﺃﺟﻠّﻪ) i. (Ar. celіl’in çoğul şekli ecille) Bilgi veya rütbece büyük olanlar: Fıtratları tabîata mûcib-i iftihar olan ecille-i hükemânın hemen cümlesi… (Nâmık Kemal).
ѻ Ecille-i ricâl-i devlet-i aliyye: Osmanlı devlet teşkîlâtında ûlâ rütbesinin sınıf-ı evvelinde olan kimseler.