EKİN

i. (< ek-i-n; Orta Türk. [Oğuzca] ekin “ekilmiş toprak”) Buğday, arpa vb. tahılların, tohumlarının tarlada filizlenmesinden harmana kadarki durumlarına verilen isim: Önümüzde henüz sararmaya yüz tutmuş ekinleriyle emsalsiz bir panorama dalgalanıyordu (Ahmet H. Tanpınar). Çıkar bu yüzden ekinler yazın adam boyuna (Orhan S. Orhon). Yüzlerde nur, ekinlerde bereket (Orhan V. Kanık).
ѻ Ekin biçmek: Olmuş ürünü sapıyle berâber kesip toplamak. Ekin ekmek: Ürün elde etmek için buğday, arpa vb. tahıl tohumlarını tarlaya saçmak. Ekin iti gibi: Başı havada, etrâfındakilere tepeden bakan mağrur kimseler için kullanılır.

EKİN BİTİ

birl. i. Buğday biti.

EKİNCİ

i. Ekin ekip biçmekle uğraşan kimse, çiftçi, rençper: Eger gamı varsa giderirdi, sermâyesi yok ise sermâye verirdi, ekinci ise tohum verirdi (Tibr-i Mesbûk Terc. – T. S.).

EKİNCİLİK

i. Çiftçilik, zirâat, rençperlik: “Ekincilik zahmetli iştir.” Ammâ ikisi dahi ümmî idi, çift ucun tutup ekincilik ederlerdi (Velâyetnâme – T. S.).

EKİN KARGASI

birl. i. Ötücü kuşlar takımından, tüyleri parlak siyah ve menekşe rengi parıltılı, tahıllara zararlı, ova ve çayırlarda yaşayan, kara kuzguna benzer bir cins karga. Corvus frugilegus.

EKİNLİK

i. Ekili yer, ekilmiş alan: Kendi fânî bir ekinliktir cihan / Ne dikersen hâsılın oldur heman (Vahdetnâme – T. S.).

EKİNOKS

i. (Fr. équinoxe < Lat.) 21 – 22 Mart ile 21 – 22 Eylül’de gündüz ve gecelerin eşit uzunlukta olması durumu.