ESNEMEK

geçişsiz f. (Eski Türk. esne-mek, esin “esinti, rüzgâr”dan esin+e-mek)
1. (Uyku, rehâvet, yorgunluk gibi sebeplerle) Ağzı iyice açarak uzun ve derin bir nefes almak: Esnemek, sonunda uyku getirir derler (Ahmed Midhat Efendi). Yalnız kalınca gülümsedi, gerindi, esnedi (Ömer Seyfeddin). Herkes çeneleri sökülecek kadar esniyordu (Ahmet Hâşim).
2. (Bir dış etkiyle) Uzamak, genişlemek veya kavislenmek sûretiyle şekil değiştirmek: O merdivenlerin taşları böyle seyyah âbitlerin ayakları basa basa çukur kavislerle âdeta esneyen bir tahta gibi eğilmişti (Rûşen E. Ünaydın). Esneyen ince tahtalardan aşarak falcının yanına gitti (Refik H. Karay).
3. Bollaşıp genişlemek: “Bu kazağın biçimi bozulmuş, esnemiş.”