Kubbealtı Kursları Başlıyor

FÂİL

(ﻓﺎﻋﻞ) i. ve sıf. (Ar. fa‘l “yapmak, işlemek”ten fā‘il)
1. Yapan, işleyen kimse: “Cinâyetin fâili bulunamadı.” Fâil ile mevcûdu hemen bil ki Hudâ’dır / İnkârı belâdır (Ken’an Rifâî).
2. i. dilb. Bir fiilin ifâde ettiği işi yapan veya bildirdiği durumu yüklenen kimse veya şey, özne.
ѻ Fâil-i hakîkî: Her şeyin gerçek yapıcısı olan Allah. Fâil-i muhtar: Başkasının baskısı veya zoru olmadan istediği gibi hareket eden, kendi bildiğini işleyen kimse. Fâil-i müstakil: hukuk. Bir suçu kendi başına işleyen veya işlenmesine sebep olan kimse. Fâil-i müşterek: hukuk. Suç ortağı, bir suçta parmağı olan kimse: O zamanda kendini beyle fâil-i müşterek gibi addediyor (Hüseyin R. Gürpınar).

FÂİLİYET

(ﻓﺎﻋﻠﻴ]ﺖ) i. (Ar. fā‘il’den yapma mastar eki -iyyet ile fā‘iliyyet)
1. Fâil olma, bir fiil ve amelde bulunma durumu.
2. fels. ve tıp. Etkili olma, tesir etme hâli [XX. yüzyılın başında aktivite karşılığı kullanılmıştır].