Kubbealtı Kursları Başlıyor

HAFFAF

(ﺧﻔّﺎﻒ) i. (Ar. ḫaffāf) Ayakkabı, terlik vb. şeyler yapan ve satan esnaf, kavaf: Topukların göricek mest olup safâsından / Papuç gibi açılıp kaldı ağzı haffâfın (Nedim). Haffaflar çarşısının ortasında bir meydan var (Ahmet Hâşim). Dikici tâifesinin haffaf esnâfına satacakları ecnâs-ı mest ü pâbuç ve çizme mâliyeti tam olarak hesaplandıktan sonra genellikle –onu on bir fâide şeklinde ifâde edilen– %10 oranında bir kâr konurdu (Mübahat Kütükoğlu).
ѻ Haffaf işi:
1. Ucuz ve âdî (ayakkabı): Ayağının ev örmesi çorabının yarı yarıya içinde kaybolduğu siyah haffaf işi namaz merkûpları… (Ahmet Râsim).
2. teşmil. Âdî iş.

HAFFAFHÂNE

(ﺧﻔّﺎﻓﺨﺎﻧﻪ) i. (Ar. ḫaffāf “ayakkabıcı” ve Fars. ḫāne “yer” ile ḫaffāf-ḫāne) Ayakkabıcılar, terlikçiler çarşısı: Ben gider, şimdi haffafhâneden bir tâne yaptırırım (Ahmet Râsim).

HAFFÂFİYE

(ﺧﻔّﺎﻓﻴّﻪ) i. (Ar. ḫaffāf > haffāfі “haffafla ilgili”den ḫaffāfiyye) Haffafların yaptığı ayakkabı, terlik vb. eşyâ: Mâmûlâtları olan haffâfiyeyi herkes zikrolunan haffaf arastalarına ve sâir diledikleri mahallere getirip füruht etmekte olup… (Mec. Um. Bel.).

HAFFAFLIK

i. Haffaf olan kimsenin yaptığı iş, kavaflık.