HARCAMA

i. Harcamak işi, gider, sarfiyat: “Günlük harcamalar.” “Devlet harcamaları.”

HARCAMAK

geçişli f. (Ar. ḫarc’dan ḫarc+a-mak) (-i, -i / -e)
1. (Parayı bir şey satın almak veya bir şey sağlamak için) Elden çıkarmak, sarfetmek: Sekiz yaşımdan beri benim elime geçen bir parayı hiç harcamayarak, harcamayıp sakladığımı da kimseye bildirmeyerek bin lira biriktirdiğimi söylesem kim inanır (Ahmed Midhat Efendi). Bu su şehrinde çeşme yaptırmayı kendine biricik eğlence edinir ve servetin mühim bir kısmını bunun için harcar (Ahmet H. Tanpınar).
2. (Malzeme, emek, zaman vb.) Bir şeyin olması yolunda tüketmek, kullanmak, vermek: “İki kalıp sabun harcadım.” “Çok emek harcadığı belli oluyor.” mec.
3. Yoluna vermek, fedâ etmek: “Gençliğimi bu gāye için harcadım.” “Hayâtının en güzel günlerini bu eve harcamıştı.”
4. (Bir kimseyi) Gözden çıkarıp saf dışı etmek veya bile bile tehlikeye atmak: “Müdüre yaranmak için bu genci harcadılar.”
5. argo. Yok olmasına, ölmesine sebep olmak: “Mafya gözünü kırpmadan adam harcar.”
ѻ Harcamakla tükenmez: Çok fazla, bitmek bilmez: Bu patavatsızlığı ile (…) Yusuf Bey’e karşı olan grubun eline de harcamakla tükenmez bir sermâye vermişti (Sâmiha Ayverdi).
Harcamak fiiliyle deyim: Bozdur bozdur harca.