Kubbealtı Kursları Başlıyor

KÖŞK

(ﻛﻮﺷﻚ) i. (Fars. kūşk – kuşk)
1. Bahçe içindeki büyük süslü ev, kasır: Bahçe kapısından içeri bir adam girdi, köşkün harem tarafına doğru yürüdü (Peyâmi Safâ). Konsa rüyâ dolu köşkümün / Çiçekli damına serçeler (Orhan V. Kanık). Esâsen o devrin vezir, rical ve tâcir köşk, konak ve yalılarına, gerek hacim gerek teşkîlât bakımından birer minyatür saray demek daha doğru olurdu (Sâmiha Ayverdi).
2. Denizaltılarda güverte üstünde kaptan köprüsü vazîfesi gören kapalı yer.
3. Bir gemi güvertesinde rüzgâr ve dalga serpintilerinden korunmak için köprü üstüne yerleştirilmiş camlı yer.

KÖŞKER – KÖŞGER

i. (Fars. kefş-ger’den) halk ağzı. Kunduracı, yemenici, ayakkabı tâmircisi.

KÖŞKLÜ

i. Eskiden yangın kulelerinde gözcülük yapan ve yangın çıktığını haber veren görevli: O renkli fenerler ve köşklü sesleri gibi bir çeşit sembol oldu (Ahmet H. Tanpınar). Bu meddah Bodrum’da doğmuş, küçük yaşta İstanbul’a gelmiş, bir aralık köşklü olmuş, camcılık etmiş, Binbirdirek içinde bez dokumacılığı yapmıştır (Mâlik Aksel).