KITLIK

i.
1. Kıt olma, ihtiyâca yetecek miktarda bulunmama durumu, azlık: “Adam kıtlığı.” Para kıtlığında gezmeye değil el öpmeye bile gönderilemeyen çocuklar (Rûşen E. Ünaydın).
2. Kuraklık vb. sebeplerle ürün yetişmemesinden ve yiyecek maddelerinin azlığından ileri gelen sıkıntı ve açlık, kaht: Geçen sene yağmur yağmadığından kıtlık olmuştu. Bu yıl hamdolsun rahmet yağdı, bereket hâsıl oldu (Fâik Reşat). Bu sırada İstanbul kıtlığın mutlak tehdîdi altında günlük tedbirlerle yaşıyordu (Ahmet H. Tanpınar).
ѻ Kıtlığa kızan yetiştirmek: Çok çocuk sâhibi olmak. Kıtlığına kıran girmek: (Bir şey) Ortadan kalkıp bulunmaz olmak. Kıtlıktan çıkmış gibi: Doymak bilmezcesine, obur gibi (yemek): Sana buraya gel dediğimde sen neye beni dinlemedin de kıtlıktan çıkmış gibi durmadan önüne geleni yedin (Mâlik Aksel).