KARANFİL

(ﻗﺮﻧﻔﻴﻞ) i. (Fars. ḳaranful < Hint.) [Kelime doğu dillerinden Yunanca’ya da geçmiştir]
1. Kırmızı, pembe, alaca ve çeşitli renklerde çiçekler açan, düğüm düğüm ince saplı otsu süs bitkisi. Dianthus caryophyllus.
2. Bu bitkinin güzel kokulu çiçeği: Karanfil almak için çiçekçi dükkânına gittim (Ahmet Hâşim). İstemem artık ışık, râyiha, renk âlemini / Koklamam yosma karanfille güzel yâsemini (Yahyâ Kemal).
3. Mersingillerden, yapraklarını dökmeyen sıcak iklim ağacı: Bunlarda cevz-i bevvâ ve mastaka ve öd ve sandal ve karanfil ve darçın yabânî olarak sayısız biter ve hepsinde olur, amma darçın Matil’de çoktur (Kâtip Çelebi’den Seç.).
4. Bu ağacın bahar olarak kullanılan ve karanfil yağı çıkarılan çivi biçimindeki koyu renkli tânesi: Yengemin verdiği karanfili dişlerimle ezip emerek odaya giriyorum (Yusuf Z. Ortaç).
ѻ Karanfil bıyık: Üç santim kadar eninde, uçları hafifçe kıvrık bıyık biçimi.

KARANFİL

i. (< İtal. paranchino) [Güzel kokulu bir çiçek olan karanfil’in etkisiyle şekil değişikliğine uğramıştır]
1. deniz. Tekneleri yükleme ve boşaltmada kullanılan makaralardan ibâret düzenek, palanga.
2. Gergin duracak şekilde iki noktaya bağlanmış olan ve bir şeyler asmaya yarayan halat.

KARANFİLGİLLER

i. İki çeneklilerden çeşitli karanfil türlerini içine alan bitki familyası.

KARANFİL YAĞI

birl. i. Karanfil tomurcuklarından elde edilen, uyarıcı ve antiseptik hassalara sâhip, keskin kokulu uçucu yağ.