Side Banner

KAVUN

i. (Eski Türk. kāġūn; kökü kesin olarak belli değildir)
1. İki çenekliler sınıfının kabakgiller familyasından, sürüngen gövdeli bitki: Hârezmşahlar Türk kültür çevresinde ise kavuna yine Batı Türkleri’nde olduğu gibi kavun deniyordu. XVI. yüzyılda kavun ekim yerlerine yakın olan Moğollar bile artık kavuna kā’ûn demeye başlamışlardı (Bahâeddin Ögel).
2. Bu bitkinin içi sulu ve etli, güzel kokulu, pembeye kaçan sarı renkli, kabuk rengi yeşilden sarıya kadar değişen meyvesi: “Topatan kavunu.” “Kırkağaç kavunu.” “Hasanbey kavunu.”

KAVUNCU

i. Kavun satan kimse.

KAVUNİÇİ

birl. i. (< kavun iç+i)
1. Pembeye çalar sarı renk.
2. sıf. Bu renkte olan: Birinci derecede şık olanlar için fiyatı maktû… vişne çürüğü fes… fıstıkî ceket, yelek, cevizî pantolon, kavuniçi iskarpin… (Ahmet Râsim).