KAVURMAK

geçişli f. (Eski Türk. kaġur-mak > kavur-mak)
1. Bir şeyi bir kabın içine koyup kızaracak şekilde karıştıra karıştıra pişirmek: “Kahve kavurmak.” “Kıyma kavurmak.” “Leblebi kavurmak.”
2. (Güneş, ateş, rüzgâr, soğuk, sıcak gibi dış etkiler) Kurutmak, yakmak: Hangi çölün ateşidir beni kavuran (Yusuf Z. Ortaç). Kıvılcımlar ayağımı kavurdu, kaldım yolda, yabanda… (Eflâtun C. Güney).
Kavurmak fiiliyle deyimler: Akşamdan kavur, sabaha savur / Kasıp kavurmak.