Kubbealtı Kursları Başlıyor

KUSMAK

geçişsiz f. (Eski Türkçe’den beri kullanılır; ses taklidi k.)
1. Mîdesinde bulunanları ağızdan dışarıya atmak: Bu yavruları büyükler bir tehlike karşısında yutarlar, tehlike atlatıldıktan sonra tekrar kusarlarmış (Sait Fâik). ♦ geçişli f.
2. (Bir madde veya nesne) İçindekini dışarı vermek: “Duvar boyası kuruyunca lekeleri kustu.”
3. (Kin, nefret, öfke vb.) İçindeki kötü şeyleri dışarı vurmak, ortaya dökmek: Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına / Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına (Mehmet Âkif – Ö.T.S.).
Kusmak fiiliyle deyimler: (Silâh, Top vb.) Ateş kusmak / Kan kusmak / Kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek.