Kubbealtı Kursları Başlıyor

MEKİK

i. (Fars. mekіk – mekūk)
1. El veya otomatik dokuma tezgâhlarında, atkı yâhut argaç adı verilen enine iplikleri çözgü veya arış denilen uzunlamasına iplikler arasından geçirmeye yarayan ve masura takılan âlet: Çünkü bu sanat, kurulmuş bir destgâhta mekiği bir taraftan bir el ile atıp diğer taraftan öteki el ile tutmaktan ve bu işi günde binlerce defa tekrar etmekten ibâret basit bir iş… (Mec. Um. Bel.).
2. Elde oya yapmaya yarayan ve sivri uçlarında iplik geçirilecek yarıkları bulunan kemik, ağaç veya plastikten yapılmış parmak büyüklüğünde yassı âlet.
ѻ Mekik atmak:
1. Mekiği arış adı verilen uzunlamasına iplikler arasından hızla geçirmek.
2. mec. Mekik dokumak. Mekik diplomasisi: İki veya daha fazla devlet arasında bir meselenin çözümü için sür‘atli şekilde yapılan diplomatik temaslar. Mekik dokumak: Bir yerde duramamak, telâşla iki yer arasında sürekli gidip gelmek: Ev sâhibi ile misâfir arasında epey mekik dokuduktan sonra terini siler, yere oturur, bir yorgunluk kahvesi içer… (Mâlik Aksel). Nihat Bey, her akşam fırtınalı havada volta vuran yelkenli gibi bu sofada beş ayağı beş yukarı mekik dokuyordu (Hüseyin R. Gürpınar). Ömrü evi ile kilise arasında mekik dokumakla geçiyordu (Reşat N. Güntekin). Mekik gibi: Sürekli hareket hâlinde bulunan kimse veya şeyler için kullanılır. Mekik oyası: Mekikle yapılan oya.