MORAL

[l ince] i. (Fr. morale < Lat.)
1. Çeşitli güçlükler, tehlikeler karşısında inanç ve ahlâkî değerlere bağlılıktan doğan dayanma gücü, ruh kuvveti, mâneviyat: Eğer milletlerin moral ve sosyal seviyeleri olgunluk semtine doğru yol alırsa devletin de bu âhenge muvâzî adımlar atacağı tabiîdir (Sâmiha Ayverdi).
2. Ahlâk ilmi, ahlâk.
3. sıf. Ahlâk ve mâneviyatla ilgili, ahlâkî: “Moral değerler.” İnsanın tertemiz bile olsa yine yaşına, sıhhatine, bünye ve mizâcına, esmerliğine ve sarışınlığına, moral ve fizik tahassüsüne göre bir kokusu vardır (Refik H. Karay).
ѻ Moral eğitimi: Moral verme, cesâretlendirme, mâneviyâtı yükseltme eğitimi. Moral gecesi: Çeşitli kuruluşların kendi mensuplarını eğlendirmek için düzenledikleri gece. Moral subayı: Silâhlı Kuvvetler’de din işlerinin yürütülmesi, istirâhat, izin gibi ihtiyaçların giderilmesi, eğlence ve kültür faâliyetlerinin düzenlenmesi, disiplin vb. görevlerin yerine getirilmesi işleriyle görevli ilâhiyat, psikoloji, sosyoloji, edebiyat vb. bilimlerden birinde eğitim görmüş subay. Moral vermek: Dayanma ve direnme gücünü arttırmak, cesâretlendirmek, mâneviyâtını yükseltmek. (Birinin) Moralini bozmak: Cesâretini kırmak, içine korku düşürmek, mâneviyâtını bozmak.

MORALİZM

i. (Fr. moralisme) Ahlâkçılık, törelcilik, hulkiyet.