RAPOR

i. (Fr. rapport)
1. İncelenmesi gereken bir husus hakkında o işi inceleyen kimse veya kurul tarafından hazırlanan, gözlem, düşünce ve tespitleri bildiren yazılı açıklama: “Polis raporu.” “Bilirkişi raporu.” “Hava raporu.” Zâbit tercümanı dinledikten sonra sevinerek kalktı. Ali’nin elini sıktı, yanındaki küçük masanın üstünde çabucak raporunu yazdı (Ömer Seyfeddin). Son aldığımız raporlar, orada vaziyetin memnûniyet verici olmadığını göstermektedir (Refik H. Karay).
2. Bir hastaya bir doktor veya kurul tarafından sağlık durumunu göstermek üzere verilen, hastalığı varsa teşhîsini ve durumunun gerektirdiği tedâvi, istirâhat vb. hususları tıbbî bir dille açıklayan yazı.
ѻ Rapor almak: İşinden izinli sayılmak veya durumunu ispat edebilmek için bir doktor veya kuruldan sağlık durumunu gösterir bir yazı almak: Yerime bir vekil tâyin ettim. Kendim de hastayım diye rapor aldım (Ömer Seyfeddin). Rapor vermek: Bir konuda yapılan inceleme ve araştırma sonucu ortaya çıkan hususları, gözlem, tespit ve düşünceleri, bir kimsenin sağlık durumu hakkındaki bilgileri yazı ile bildirmek.

RAPORLU

sıf. ve i.
1. Hastalığı sebebiyle aldığı raporda işine devam edemeyeceği bildirildiği için izinli sayılan (kimse).
2. halk ağzı. Kaçık.

RAPORTÖR

i. (Fr. rapporteur) Bir heyetin kararlarını rapor hâlinde düzenleyip yazmakla veya bir heyete bir konu hakkında dosyadaki bilgileri özetleyip sunmakla görevli kimse.

RAPORTÖRLÜK

i. Raportör olma durumu.