TENCERE

i. (Kökü bulunamamıştır) İçinde yemek pişirilen kapaklı mâdenî kap: Ocakta tencereler var. Gideyim ayol, gideyim (Hüseyin R. Gürpınar). Kulağıma yıkanan tabakların ve tencereye vurulan kepçelerin sesi geliyor (Refik H. Karay). Kapalı kaynar tencerem bilinmez / Et mi pişer dert mi pişer (Behçet Necâtigil’den).
ѻ Tencere dibin kara, seninki benden kara: Bana kusur buluyorsun ama sen benden betersin. Tencere tava, hepsi bir hava: Herkes ayrı hareket ediyor, aralarında birlik ve düzen yok. Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş: Değersiz, hoşa gitmeyen iki kişinin bir araya gelmesi, özellikle evlenmesi durumunda alay yollu söylenir. Tenceresinde pişirip kapağında yemek: Tutumlu bir hayat sürmek, en basit şartlarla yetinmek. Tencerem kaynarken, maymunum oynarken: Varlıklı durumda ve her şeyim yolunda iken, kazanım kaynarken, maymunum oynarken. Tenceresi kaynamak: Asgarî şartlarla da olsa geçimini devam ettirmek.