Uzaktan Eğitim Osmanlı Türkçesi

TERLEMEK

geçişsiz f. (< ter+le-mek)
1. Vücûdun gözeneklerinden ter çıkmak: Al yanaklar domur domur terlemiş / Rahmetin güllere yağdığı gibi (Karacaoğlan). Yüzüme sıcak bir kan dalgası çıkıyor, terlemeye başlıyorum… (Yusuf Z. Ortaç).
2. (Testi vb.) İçindeki suyu damlalar hâlinde sızdırmak: Pencerenin kenarındaki testi terlemiş (Yusuf Z. Ortaç).
3. Üzerindeki buhar yoğunlaşmak, buğulanmak: Yanar söner sobanın odada hâsıl ettiği harâretten ufacık balkonuma nâzır pencere camları terlemiş (Ahmet Râsim). Fakat odanın içi o kadar soğuk ki camların dışı terliyor (Mahmut Yesâri). ♦ mec.
4. Bir işi yaparken yorulmak, zorluk çekmek.
5. Utanmak, sıkılmak.
Terlemek fiiliyle deyimler: Bıyıkları terlemek / Buram buram terlemek / Su gibi terlemek.